

İznik, Osmanlı döneminde çinicilik sanatının en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Ancak kaliteli seramik ve kap-kacak üretimi bu kentte Bizans döneminde de yapılmaktaydı. Özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı mimarisinin önemli yapılarını süsleyen, desen ve renk bakımından eşsiz güzellikteki duvar çinileri İznik’teki fırınlarda üretilmiştir.
İznik çinileri yalnızca mimaride değil; tabak, kâse, kandil, maşrapa gibi gündelik kullanım eşyalarında da yaygın olarak kullanılmıştır. Bugün bu eserlerin pek çoğu Avrupa ve Amerika’daki müzelerde ve özel koleksiyonlarda sergilenmektedir. Bu nedenle İznik, geçmişte “Çin-i Maçin-i Rum” yani “Anadolu’nun Çin’i” olarak anılmıştır.
Çini fırınlarının varlığı ilk kez 1965 yılında yapılan kazılarla tespit edilmiş ve bu kazılarda üç fırın ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde çini fırınları üzerindeki arkeolojik araştırmalar ve koruma çalışmaları devam etmektedir

